Sitede Ara

Astım Tedavisi

Eylül 28th, 2008 Yazar admin

TEDAVİ

Astım hava yollarının kronik inflamatuar bir hastalığıdır. Bu nedenle astımda hava yollarındaki inflamasyonu kontrol altına alan ilaçlar tedavinin temelini oluşturur. Hastalar ilaçları kullandıkları sürece inflamasyon baskılanır, buna bağlı olarak semptomlar kaybolur, solunum fonksiyonlarında ve bronş hiperreaktivitesinde düzelmeler sağlanır. Tedavi kesilecek olursa relapslar görülür. Bu nedenle astımlı hasta semptomu olmasa bile ilaçlarını düzenli olarak kullanması gerekir. Bu arada, eğer hastanın yakınmaları ortaya çıkarsa bronkodilatör ilaçlarla semptomları giderilir. Dolayısıyla, astım tedavisinde kullanılan ilaçlar iki ana grupta toplanabilir  Bunlar;

· Astımı kontrol altına alan ilaçlar

· Semptomları gideren ilaçlar

Kontrol Edici İlaçlar: Antihipertansifler ve antidiabetik ilaçlar gibi uzun süre kullanılması gereken, günlük, düzenli alınan ve astımı kontrol altında tutan ilaçlardır. Proflaktik, koruyucu, ya da idame tedavisinde kullanılan ilaçlar olarak da adlandırılır. Kontrol edici ilaçlar hava yollarındaki inflamasyonu baskılarken semptomlarda düzelme, solunum fonksiyonlarında normalleşme, bronş hiperreaktivitesinde azalma ve hastanın yaşam kalitesinde artmaya neden olurlar. Günümüzde bilinen en etkin kontrol edici ilaç inhaler steroidlerdir. Diğer kontrol edici ilaçların antiinflamatuar etkileri  minimaldir.

Semptom giderici ilaçlar: Bronkokonstriksiyonu düzeltip, buna bağlı ortaya çıkan nefes darlığı, öksürük, hışıltılı solunum ve göğüste sıkışma hissi gibi semptomları kısa sürede gideren ilaçlardır. Rahatlatıcı olarak da bilinen bu ilaçlardan en önemlisi kısa etkili beta2-agonistlerdir. Bu grup ilaçlar hergün düzenli olarak kullanılmazlar. Hastalar yakınmaları olduğu dönemlerde semptomlarını gidermek amacıyla kullanırlar.

Astım tedavisinin temel felsefesini kontrol edici ilaçların düzenli kullanılması ve semptom gidericilerin ise sadece yakınma olduğu zaman alınması oluşturur. Astım tedavisi altı bölümdür. Bunlar:

1.    Hastanın eğitimi

2.    Tetik çeken etkenlerin uzaklaştırılması

3.    Semptomlar ve solunum fonksiyon testleri ile hastalığın ağırlığının saptanması

4.    Hastanın kullanacağı ilaçları belirleyip uzun süreli tedavi planı yapılması

5.    Oluşabilecek atakların tedavisi için hastaya özgü tedavi planı yapılması

6.    Hastanın düzenli takibi

Astım kronik bir hastalıktır ve ilaçlar genellikle hastaların hiç alışık olmadığı inhalasyon yolu ile verilir. Bu nedenle hasta uyumsuzluğu sık görülür ve en önemli tedavi sorunudur. Dolayısıyla astım tedavisinde ilk adım hasta eğitimidir. Hastalığın özellikleri, tetik çeken faktörler, kullanılacak ilaçlar, ilaç yan etkileri, inhalasyon teknikleri, spacer kullanımı, PEF ölçümleri gibi konularda hastanın bilgilendirilmesi gerekir. Astımlı hasta mesleki irritanlar, duyarlı olduğu allerjenler, sigara dumanı, ilaçlar, kirli hava gibi semptomlarını arttıran nedenlerden uzak durmalıdır. Bu koşullar sağlanan hastada astımın ağırlığı belirlenir. Semptomlar, solunum fonksiyon testleri ve hastalığı kontrol altına almak için gerekli inhaler steroid dozuna göre astım hafif, orta ve ağır diye üç grupta incelenir. Hafif astımlı hastada semptomlar seyrek, solunum fonksiyonları yaklaşık normal sınırlarda ve düşük doz inhaler steroid ile hasta kontrol altına alınırken, ağır astımlı hasta sürekli semptomatik, aktiviteleri kısıtlanmış, fonksiyon değerleri düşük ve ancak yüksek doz inhaler steroid ve birden fazla kontrol edici ilaç ile ancak kontrol altına alınabilmektedir. Tedavide astım ağırlığına göre ilaç dozları ve ilaç türleri ayarlanır. Hafif astımda düşük doz inhaler steroid daha ağır hastalarda orta ve yüksek doz inhaler steroid ile birlikte ikinci kontrol edici bir ilaç başlanmalıdır. Astım kontrol altına alındıktan sonra ilaç doz ve türü azaltılmalıdır. Hastalığın ağırlığına göre tedavi düzenlenmesine basamak tedavisi denir (Tablo II).

Astım tedavisinde ilk seçenek kontrol edici ilaç inhaler steroidler ve ilk seçenek semptom giderici ilaç kısa etkili beta-2 agonist olmalıdır.  Orta ağır astımda inhaler steroide eklenen ikinci kontrol edici ilaçlardan da ilk seçenek uzun etkili beta-2 agonistlerdir. Uygun ve yeterli tedavi edilen hastada semptomların olmaması, atakların çok seyrekleşmesi, acil servis başvurularının olmaması, semptom gidermek için beta-2 gereksiniminin hiç olmaması, günlük aktivitelerini normal yapıyor olması, PEF değeri ve PEF değişkenliğinin normal veya normale yakın olması astımın kontrol altına alındığını gösterir. Verilen tedavi ile bu koşullar sağlanamaz ise tedavide bir basamak yukarı çıkılır. Üç ay süre ile kontrol altında olan hastada bir basamak aşağı inilir.

ATAK TEDAVİSİ

Kronik tedavisini alan ve kontrol altında izlenen astımlı hasta atak nedeniyle hekime başvurabilir. Astımlı hastada  semptomların ortaya çıkması, ya da semptomların artması ve  buna paralel olarak solunum fonksiyonlarında bozulmaların oluşmasına “astım atağı” denir. Atak, tetik çeken etkenler ile karşılaşma sonucu ortaya çıkabileceği gibi kronik tedavinin yetersiz ve uygunsuz yapılması diğer çok önemli bir nedendir. Astım atağı ile gelen hastada önce anamnez, fizik muayene ve PEF ölçümleri ile atağın ağırlığı saptanır.

 

 

Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar

Genel durumu değerlendirilen, nöbetin ağırlığı saptanan hastada hemen tedaviye başlanır. Tekrarlanarak verilen yüksek doz kısa etkili inhaler beta-2 agonistler ve erken başlanan sistemik steroid atak tedavisinin temelini oluşturur. Tedaviye başlanan hasta yakından izlenir ve tedaviye vereceği yanıt açısından değerlendirilir. Yapılan tedavi ile ilk bir kaç saatte

· Klinik bulgular kaybolur ve PEF beklenenin %70 den yukarı çıkarsa tam yanıt,

· Klinik bulgular düzelir ancak PEF beklenenin %70 den düşük kalırsa kısmi yanıt,

· Klinik bulgular kötüleşir ve PEF düşerse yanıtsız olarak kabul edilir.

Tedavi ile alınan yanıta göre hekim verilen ilaçları ve tedavi yöntemini tekrar gözden geçirerek düzenler.

A) Ağır Atak Tedavisi

a) Nazal oksijen 4-6 litre/dakika

b) Yüksek doz inhaler beta2-agonist

· Ağır atakta beta2-agonistlerin nebülizör ile verilmesi tercih edilir. İlk bir saatte 20 dakikada bir 5 mg salbutamol nebülizasyonu yapılır

· Eğer nebülizör yok ise, ilk bir saatte 20 dakikada bir, spacer aracılığı ile 8-10 nefes, her seferinde spacer içerisine tek bir nefes sıkarak verilir.

c) İntravenöz 1-1.5 mg/kg prednizolon

d) İntravenöz aminofilin ve inhaler antikolinerjikler tedaviye eklenebilir

İlk bir saatten sonra;

· Oksijene devam edilir

· Prednizolon aynı dozda her 4 saattte bir tekrarlanır

· Beta2-agonist de aynı dozda 4 saatte bir tekrarlanır

Hasta en az 8-10 saat süre ile izlenir;

· Eğer tedaviye yanıt alınamaz ise hasta yoğun bakıma alınır

· Eğer yetersiz yanıt varsa hastaneye yatırılır

· Yanıt yeterli ise hasta taburcu edilir

B) Orta Atak Tedavisi

a) Nazal oksijen 1-2 litre/dakikada

b) İnhaler beta2-agonist

· İlk bir saattte 20 dakikada bir spacer aracılığı ile 4-8 nefes verilir. Her seferinde spacer içerisine tek bir nefes sıkılır.

· Bir saatten sonra yeterli yanıt alınırsa beta2-agonist aynı dozda saatte bir tekrarlanır.

c)   Oral prednizolon 0.5-1 mg/kg

C) Hafif Atak Tedavisi

a) İnhaler beta2-agonist

· Spacer ile 4-8 nefes verilir

· Eğer tam yanıt alınmazsa aynı doz 20 dakikada bir tekrarlanır. Tam yanıt alınırsa hasta taburcu edilir.

· Kısmi yanıt olursa orta dereceli atak protokolü uygulanır.

Ölümler,  sık atak geçiren astımlı hastalarda çok daha sık görülmektedir. Bu nedenle, atak tedavisi yapılıp taburcu edilen hastada atakların tekrarlamaması için gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bunun için;

· Astım atağına neden olan faktörler saptanabilirse mutlaka elimine edilmelidir

· Kronik tedaviyi uygun ve yeterli kullanması için hasta eğitilmelidir

· Hastanın inhaler ilaçları doğru teknikle kullanması öğretilmelidir

· Semptomları arttığı zaman kısa süreli oral steroid kullanmasının gerekliliği anlatılmalıdır

· Daha sonra oluşabilecek ataklarda, hastanın izleyeceği yolu gösteren yazılı bir tedavi planı verilmelidir

Atak tedavisinde neler yapılacağı anlatıldıktan sonra nöbette gelen astımlı hastada neler yapılmamalıdır;

· Rutin olarak her hastaya antibiyotik başlamak doğru değildir. Balgamda bulunan eozinofiller balgama pürülan özellik kazandırabileceği için tek başına balgam pürülansı antibiyotik başlamayı gerektirmez. Hastada ateş, lökositoz ve akciğer grafisinde pnömoni ile uyumlu bulgular varsa antibiyotik başlanır.

· Solunum merkezinin depresyonuna neden olabileceği için sedatifler kesinlikle verilmez

· İnhaler mükolitik ilaçlar hastada öksürüğü ve nefes darlığını arttırabileceği için nöbetteki hastaya verilmez

· Antihistaminikler ve magnezyum sülfat’ın olumlu bir etkisi gösterilemediği için verilmez

· Nöbetteki hastaya göğüs fizyoterapisi yapılmamalıdır

· Hastaların aşırı miktarda sıvı ile hidrasyonu doğru ve uygun değildir

 

 

Kategori Astım | 1 yorum »